Blog post

Dünya’da Bir Yer: Tanzanya

Tanzanya’da Uygun Bütçeli Safari

Uzun zamandan sonra yazma motivasyonu bulduğum bir rota ile karşınızdayım; Tanzanya. Christmas tatilimiz için hem macera hem keyif, biraz dinlenme vs. bekleyişleriyle ulaştığımız bu rota hiç pişman etmedi, ama yordu, öyle herkesin yapıp mutlu olabileceği bir rota değil, şimdiden uyarıyorum.

Öncelikle neden bu bölgeyi seçtik kısaca ona değinmek istiyorum. Tatil süremiz 2,5 hafta civarıydı ve bu süreyi sadece safari yaparak geçirmek istemiyorduk. Bu noktada Tanzanya bize tüm istediklerimizi verdi. Safari yorgunluğumuzu Zanzibar’ın turkuaz sularında attık, bu kısmı ayrıca anlatacağım.

Yaklaşık 2,5 haftalık seyahatimizin ilk bölümünü Tanzanya’da safariye ayırdık. Bu ülkede safari yapacağınız birçok lokasyon var, Serengeti bunlardan en meşhuru ve trafiği fazla olanı. Bizim Serengeti’ye uçuş günlerimiz uymuyordu, ayrıca o bölgeye daha çok gün ayırmak gerektiği için (safari daha kapsamlı olduğunda bütçe de kabarıyor) biz şansımızı kara yoluyla ulaşabileceğimiz bir lokasyonda denemeye karar verdik… Özetle en az yorucu, en uygun bütçeli olacak şekilde planımızı Nyerere National Park üzerinden planladık.

Nyerere National Park’ta Safari

Tercihimizi Dar es Salaam’a uçup kara yoluyla ulaşım sağlayabileceğimiz Nyerere’den yana kullandık. O bölgedeki safariler için turlarla anlaşıyorsunuz, transfer, konaklama vs. full paket üzerinden ilerliyorsunuz, anlaştığınız bütçe üzerinden ekstra bir ödeme yapmanıza gerek kalmıyor. Biz bu tur için Kihindo Safari ile anlaştık. Tanzanya’da birçok tur firması var fakat hangisi güvenilir bu kısım biraz soru işareti o sebeple referans önemli. Bize bu firmayı arkadaşlarımız tavsiye etmişti ve ne dedilerse aynısını yaşadık 🙂

National Parka Ulaşım

Tur şirketi sizi geleceğiniz noktadan alıyor. Biz uçakla Dar es Salaam‘a gittik ve tur rehberimiz Michael bizi havaalanından aldı. İşte macera kısmı burada başlıyor. Bizi safari yapacağımız araçla aldı. Efe aracı ilk gördüğünde havalara uçtu, özetle çocukları etkiliyor. Gelelim gerçeklere. Araç klimasız ve yolumuz yaklaşık 3,5- 4 saat sürdü. Bu yolun yaklaşık 1 saati asfalt yolda kalan kısmı ise toprak yolda bol sarsıntılı ve zıplamalı geçti. Yol toprak olduğundan ve camlar açık olduğundan bolca tozlandık yalan yok 🙂 Fakat genel olarak baktığımızda, manzara, yolda gördüğümüz köyler, yerel halk vs. oldukça etkileyiciydi. Mide bulantısı kısmına gelirsek; benim yolda bolca midem bulanır, ama camlar açık olduğu için bu yolda rahatsız olmadım.

National Park’ta Konaklama

Bol zıplamalı ve toz yutmalı geçen yolculuğumuz sonunda konaklayacağımız yere ulaştık. Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse bu turda hiçbir şeyimiz lüks değildi. Eco Lodge denilen bir otelde konakladık fakat bildiğiniz lüks eco lodgelar gelmesin aklınıza. Ama her şey temiz ve yeterliydi. Personel çok yardımcı ve kibardı. İstediğimiz hiçbirşeyi geri çevirmediler. En çok tereddüt ettiğimiz konu yemek kısmıydı çünkü bölgede dışarıda yemek yiyebileceğimiz, güvenebileceğimiz yerler olmadığını biliyorduk. Şanslıydık ki yemek kısmında her şey çok güzel ilerledi. Her şeyi fazla fazla servis ettikleri için ilk gün porsiyonları ve tercihlerimizi konuştuk sonrasında da buna göre ilerledik. Sabahları omlet, tost, pankek. Öğlen ve akşamları da çorba, ana yemek ve pilav& makarna vs. şeklinde ilerledik. Çok fazla elektrik kesintisi olduğu için et, balık, tavuk yemek istemiyorduk fakat yaptıkları yemekler o kadar lezzetliydi ki hepsini yedik. Efe çorbalara bayıldı (ki normalde çok seçicidir, her şeyi yemez :))

Gelelim konaklama kısmına. Kocaman bir odada konakladık. 3 çift yatak ve bir sofası vardı. Banyomuz da oldukça büyüktü. Odamızdaki her şey temizdi, yatakların hepsinde cibinlik vardı. Fakat gelelim kritik noktaya, burası doğanın içinde bir alan bu sebeple odada sinek, küçük böcek ve minik kertenkeleler vardı 🙂 Biliyorum böyle söyleyince insanın içi ürperiyor, bizde ilk gece oldukça huzursuz olduk ama alışıyorsunuz. Aslında bu tip lokasyonlarda konaklıyorsanız ne kadar lüks olursa olsun bu tarz durumlar yaşanıyor. Şimdiki aklım olsa böcek spreyimi yanımda götürür odayı yatmadan önce spreylerdim. Bu arada pencerelerde cam yok, sineklik var, çünkü hava çok sıcak. Odalarda klima yok. Bölgede elektrik çok az, çoğu evde elektrik daha yok o sebeple klima oldukça lüks kaçıyor 🙂 Pervane vardı onunla idare ettik 🙂 Ama yalan yok hava sıcak 🙂 İlk geceki şaşkınlığımızdan sonra çözümü gece yatarken cibinliği yatağın altına sıkıştırıp tamamen kapalı bir alan yaratmakta bulduk böylece Efe ‘anne gece ya kertenkele ağzıma girerse’ korkusundan kurtulmuş oldu 🙂

Safari

Rehberimiz Michael ile her sabah kahvaltıda buluştuk ve saat 7 civarında safariye başladık. Evet bizde sizler gibi biraz geç değil mi dedik fakat Nyerere National Parkı bu saatlerde açılıyor. Bu park oldukça geniş bir alana yayılıyor, içinden Tanzanya’nın en büyük nehirlerinden birisi geçtiği için oluşan göller sayesinde manzara daha da güzel oluyor. Ve bu parka özel bir durumdan bahsedersek bu nehirde safari de yapabiliyorsunuz. Bu şekilde timsahları ve su aygırlarını daha da yakından görebiliyosunuz, günbatımı keyfide bonusu.

Safari genelde 16:00 civarı bitiyor. Sonrasında o kadar yorulmuş oluyorsunuz ki en güzel alternatif güzel bir duş sonrası dinlenmek oluyor.

Nyerere National Park’ta Big 5’tan maalesef 4 tanesini görebiliyorsunuz. Bu parkta aslan, leopar, fil, su aygırı görme ihtimaliniz var fakat maalesef gergedan göremiyorsunuz. Benim favorilerim zürafa ve zebra olduğu için gergedana çok takılmadım. Biz şansımıza leopar göremedik, ama onu Sri Lanka’daki safarimizde görmüştük o kısma çok üzülmedik. Aslan gördük ve gördüğüz aslanlardan birisi avını yiyordu… Ve bu işte safarideyiz dediğimiz o andı.

Safari uzun, yorucu ve sabır isteyen bir süreç. Düşünsenize saatlerde dolaşıp hiçbir şey görmeyebilirsiniz ya da 1 saat içerisinde onlarca sürprizle karşılaşırsınız. Mühim olan geçirdiğiniz her andan keyif almak, gözleri dört açmak. Bizim Nyerere National Park’taki şansımız parkın görsel olarak bize sunduğu harika manzaralardı. Palmiye seven birisi olarak buradaki palmiye sayısı beni oldukça tatmin etti 🙂 Düşünsenize en sevdiğiniz ağaçların arasında dolaşan en sevdiğiniz hayvan, zürafa 🙂

Yaşadıklarımız en yalın haliyle özetlemeye çalıştım. Eğer odağınız safari ise, şatafattan, süsten püsten uzak haliyle… O zaman bu rota, bahsettiklerim size göre. Ama yok ben lüksümden vazgeçemem diyorsanız, alternatifler tabi ki mevcut.

Bir daha safariye gider misin derseniz eğer. Biz Sri Lanka’da 1 günlük safariye katılmıştık. Orada da birçok hayvan görmüştük fakat gerçek anlamıyla bu ilk deneyimimizdi. Bundan sonra tekrar safariye gideceksem bu büyük göç vs. olur diye düşünüyorum ama tabi ki kısmet 🙂

Aklıma gelenler bunlar. Bu seyahate ait anlık deneyimlerimize instagram hesabımdaki postlardan ve öne çıkanlar kısmındaki Tanzanya bölümünden bulabilirsiniz.

Sorularınız varsa severek cevaplarım.

Bol seyahatli günlere.

Bu postlar da ilginizi çekebilir...

Post a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazılar...