Blog post

Paris Gezi Rehberimiz

Sevgili Paris severler, sevecek olanlar… Bu yazı yaşanmışlıklar üzerine inşaa edilmiştir. Bu ne demek derseniz eğer, ilk Paris seyahatimizden sonra elimden geldiğince bir rehber hazırlamıştım, aslında şimdi dönüp bakıyorum da oldukça da kapsamlın bir rehbermiş… Neyse sadede gelelim, Paris seyahatlerimiz sıklaştıkça yazıyı güncelledim o sebeple bolca detay bilgi bulacaksınız, şimdiden keyifli okumalar ve gezmeler…

Ohh artık Hollanda’dayız her yer yakın mantığıyla ilk nereye gitsek acaba diye düşünmüştük 2019 yılında ve Amsterdam hayatımızın ilk kaçamağının Paris olmasına karar vermiştik 🙂 Sonrasında 2021 yılının sonlarına doğru keyifli bir Normandiya rotasının son 3 gününü Paris’e ayırdık… Demem o ki yapılacak listesi bu sayede kabardı… Haydi başlayalım…

Nasıl Gittik?

İlk seyahatimizde Amsterdam’dan Paris’e araba ile gitmeyi tercih ettik. Aslında daha hızlı şekilde ulaşabileceğimiz tren alternatifimiz de vardı fakat tarih yakın olduğundan ve tatil dönemine denk geldiğinden tren biletleri aşırı pahalıydı, bu sebeple bu alternatifi pas geçtik. Siz de yolunuz buralara düşer de Hollanda, Belçika, Fransa turu yapmak isterseniz ve bu ülkelerde birden fazla noktaya uğramayı düşünüyorsanız araç kiralayın, dura dura gezin miss gibi :

Peki araçla gezmek kolay mı? Bizce kolay, google maps’in yönlendirmeleriyle, hız sınırına dikkat ederek ( bu kısım kritik aman dikkat) sakin sakin gezersiniz. Ama önemli bir nokta var ki mutlaka otopark detayının düşünülmesi gerekiyor. Gittiğiniz şehirleri gezerken arabaya ihtiyacınız olmuyor, mühim olan o şehirlere ulaşabilmek. Biz Paris’te arabamızı otelin otoparkına park ettik, tabi ki ücret karşılığı 🙁

Normandiya seyahatimiz için de araçla çıktık yola. Her ne kadar Fransa’daki otoyollar ücretli olsa da rahat rahat gezebilmek, vakit kaybetmemek için araçlı seyahat etmek büyük avantaj.

Bu yazıda Paris’e gittiğiniz zaman ‘Olmazsa Olmaz’ denilecek yerlere gidecek, yemekler yiyeceksiniz… Bunlar dışında ‘aaaaa böyle birşey de mi varmış’ diyeceğiniz detaylar da olacak. Yani demem o ki bence bu yazıyı sonuna kadar okuyun :p

Nerede Kaldık?

Valla Paris baya pahalı 🙂 İlk seyahatimizde mümkün olduğunca metroya ve belirli merkezlere yakın veeee pahalı (!) olmayan bir otel seçmeye çalıştık. Otelimiz Moxy Paris Bastille idi, oda prefabrikten bozma ve küçük olsa da otelin ortak alanları, dekorasyonu, çalışanlar vs. çok sevdik. O sebeple öneririz efendim.

Biz otelden çıktıktan sonra çok açtık yakınlarda bolca tavsiye edilen, mideyeleriyle meşhur Leon vardı orada yedik. Brüksel’de de yemiştik çok beğenmiştik, burası da oldukça turistik bir yer fakat gidilebilir.

Paris’e 2. gidişimizde ise arkadaşlarımız ile birlikte olduğumuz için şanslıydık ve bu sefer güzel bir Fransa evinde kalalım dedik, AirBnb’den ev kiraladık. Kesinlikle çok başarılı bir karar ve tercihti, bu kısmı ayrı bir postta anlatacağım… Ama biraz kopya vermem gerekirse ev aşağıdaki gibi.

Ne Zaman Gittik?

İlk gidişimizde aylardan Nisan’dı, şansımıza hava güneşli ve sıcaktı. Turist nispeten azdı ( ama az hali bile çok haberiniz olsun). 2. gidişimizde ise aylardan Ekim’di fakat biz yine şanslıydık, 1 gün dışında hava gerçekten bize kıyak geçti diyebiliriz. Bu arada bundan kastım hava ohh mis gibi sıcacıktı değil, yağmursuzdu ve bu gerçekten önemli bir kriter.

Paris’te Mayıs- Eylül ayları arasında hava güzelleşiyor ve ısınıyor bu sebeple bölgedeki turist sayısı da artıyor haberiniz olsun.

Nereleri Gezdik, Gördük?

Bu başlığın altında ziyaret ettiğimiz bölgede yemek yediğimiz yerleri de paylaşacağım. Alışılanın aksine ayrı bir yeme- içme rehberi paylaşmayacağım, haberiniz olsun 🙂 Yani aslında güzel bir hizmet, alanı gez, belirtilen yerde yemeğini ye, deva et 🙂 Ben bu şekilde paylaşılan yazıları sevdiğim için kendimde bu şekilde paylaşıyorum…

Paris Gezi Rehberi- Paris’te Gezilecek Yerler…

Notre Dame Katedrali

Listenin başında tabi ki Notre Dame yer alıyor. Yani biz gitmeden önce yaptığım liste öyleydi fakat gidişimize 4 gün kala maalesef burası yandı. Ama kim bilebilirdi ki yanmış halinin daha çok turist çekeceğini. Paris’e gittiğimiz ilk gün otele yakın bölgeyi dolaşmaya karar verdik ve Notre Dame’da otelimize yürüyüş mesafesindeydi. Öyle bir kalabalık vardı ki anlatamam, insanlar yanmış halini görebilmek, selfie çekebilmek için sıradaydı, şok olduk :s

2. gidişimizde Notre Dame Katedralindeki çalışmalar devam ediyordu. Dış cephe nispeten toparlanmıştı fakat içerisine girmek halen yasaktı. Gün batımının muhteşem olduğu bir akşamüstünde Notre Dame’ı dışarıdan görmek bile iyi geldi. Bir sonrakinde içine de gireriz inşallah 🙂

Seine Nehri

Katedralin yan bölümünde nehirde dolaşabileceğiniz tur gemileri kalkıyor. Meraklısına duyurulur, biz bir sonraki sefere bıraktık bu turu 🙂

Shakespeare and Company

Notre Dame’a yakın. Arka kısmında kalıyor. Biz hafta sonu gitmek istedik, yanık Notre Dame’ı görmek isteyen kişiler, kapatılan yollar, hafta sonu kalabalığı vs. sebebiyle tam bir felaketti buraya giden yollar. Ama sabah erken saatlerde kahve keyfi için çok güzel bir alternatif bence.

Burası bir cafe ve kitapçı. Bu kitapçı eskiden başka bir bölgedeymiş fakat 2. Dünya Savaşı döneminde kapanmış. Bu kafe kapanan kafenin anısına açılmış. Before Sunset, Midnight in Paris gibi filmlerde de gözükerek ününe ün katmış kısaca 🙂

Ufak bir not; içeriye girince aaa ne kadar küçükmüş demeyin, ilerleyin, labirentten geçin büyük mü küçük mü anlayın 🙂

Biz son seyahatimizde içeride uzunca takıldık. Hatta insanlık için küçük fakat bizim için oldukça keyifli bir an yaşandı, Efe 2. kattaki pianoyu çaldı, unutulmayacaklara bir şey daha ekledi. Çıkışta kafesinde aldığı kitabı okudu, biz de misss gibi kahvemizi içtik..

Champs Elysees

Bildiğimiz Şanzelize, hani şu meşhur, geniş alışveriş caddesi. Bir başında Arc de Triomphe (Zafer Takı), diğer ucunda da Concorde Meydanı’na ulaşabileceğiniz cadde. Yok ben baştan başa yürüyemem derseniz caddenin ortalarına denk gelen George V durağında metrodan inebilirsiniz.

Bizim gittiğimiz dönemde sarı yeleklilerin protestoları oluyordu bu sefer birkaç kez uğradığımız caddeyi hiç cıvıl cıvıl yakalayamadık. Bir çok mağazanın camları korumak amaçlı kapatılmıştı. Hatta bazı lüks markalar vitrinlerini korumak için özel demir parmaklık bile yaptırmış 🙁

Bu arada ana cadde dışında ara caddelerdeki butikleri de dolaşabilirsiniz, aralara dalın 🙂

Biz meşhur etçi La Relais de L’Entrecote‘nin bu caddeye yakın olan şubesinde yemek yedik. Sıra bekledik, güzeldi biz sevdik, ama aklınızda çılgın sunumlar vs. canlanmasın. Menü standart; et, patates, salata, et 2 kez geliyor, özetle bu şekilde:)

Bu cadde üzerinde mutlaka gidin denilen Ladureeda var. Kruvasan& kahve molası vermek isterseniz veya macaron severseniz burası güzel bir alternatif olabilir.

Yine başka bir meşhur La Fayette de bu cadde üzerinde. Lüks AVM gezmek isteyenlere duyurulur. Buranın terasından Eiffel gözüküyor, vaktiniz varsa çıkıp biraz soluklanın.

Arc de Triomphe

Champs Elysees’in bir başında yer alan zafer takını Napolyon savaştan galip gelen fransız askerlerine verdiği “Evinize zafer taklarının altından geçerek döneceksiniz” sözü doğrultusunda yaptırmış. Dilerseniz takın üstüne çıkabiliyorsunuz. 12 euro gibi bir ücreti var, biz bu seferlik pas geçtik bak bir sonraki sefere bir akşamüstü mutlaka üstüne çıkacağız.

Place de Concorde (Concorde Meydanı)

Şehrin en büyük ve ünlü meydanlarından birisi Concorde Meydanı‘dır. Biz Louvre Müzesini ziyaret ettikten sonra Tuileries bahçelerini geçip bu meydana öyle ulaştık. Sonrası Champs Elysees’e açılan bu meydanda Eiffel kulesi de görülebiliyor.

Meydan oldukça büyük, çok da keyifli fakat Fransız İhtilali zamanında bu meydanda yaklaşık 1200 kişinin idamının yapıldığını bilmek biraz keyfimi kaçırdı yalan yok. Güneşi keyifle batırdığımız, gökyüzünün rengi bi tarafta, Eiffel diğer tarafta derken idam konusunu hatırlamak oldukça tatsız bir durum 🙁

Meydanda bulunan Luksor Dikilitaşı’nın bu idamları unutturmak ve yeni bir başlangıç yapmak için meydana getirildiği söyleniyor. Taşı dikip unutturulacak bir olay sanki :S

Louvre Müzesi

Tek bir müze hakkınız varsa tabi ki buraya gidiyorsunuz. Hatta müze hakkınız yoksa da buraya gidiyorsunuz. Buralara kadar gelip Louvre’a gitmezseniz çevrenizin ‘ayyy inanmıyorummm’ bakışlarına maruz kalabilirsiniz.

Neyse biz gittik, ‘Louvre’da Nasıl Kaybolunmaz’, ‘Piramit’in Hikayesi’, ‘Mona Lisa’da buradaymış’ konulu yazımız çok yakında burada olacak 🙂

Eiffel Kulesi

İşte şehrin simgesi. Amann diyen halt etmiş, demir yığını diyen çekememiş :):):) Evet belki birazcık (!) anlamsız bir yapı (bence değil, eleştirmenler öyle diyor) belki ama kesinlikle çok havalı 🙂 Şehrin bir çok yerinde pıt diye gözünüze çarpı veriyor, yakından da güzel uzaktan da, gündüz de güzel gece de 🙂 Gece ayrı güzel bu arada 🙂

Neyse etkileyici olduğu kısmını detaylandırdığıma göre diğer bölüme geçebiliriz. Ama bu sayfayı çok uzatmayalım, Eiffel’in detayları burada 🙂

Montmartre

Şehrin en keyifli yerlerinden birisi, ama keşke insanları çıkarabilsek. Evet kabul ediyorum o turist kafilesine ben de dahildim ama o kadar kalabalıktı ki anlatamam :s

Size onlarca metro tarifi vs. vermeyeceğim çünkü artık akıllı telefonlarla hepsi çok basit. Ben not aldığım hiçbir metro detayını okumadım.

Neyse sanırım ben burası ile ilgili de biraz uzun konuşacağım, o sebeple detaylar çok yakında burada 🙂 (Hala yazıyorum bitiremedim :))

Pigalle Bölgesi

@theparisienne

Montmarte ile yan yana, yeni yeni popüler olmaya başlayan bir bölge. Eğer Pink Mama‘da yemek yemek ve fotoğraflarda gördüğümüz ay ne de sevimliymiş dediğiniz minik& renkli basketbol sahasını -Pigalle Dupere- görmek isterseniz zaten bu bölgedesiniz :p Yapmanız gerekenler sokakları kafanıza göre dolaşmak.

Le Marais Bölgesi

Paris seyahatimizde en keyif aldığım yer burasıydı sanırım. Aşırı kalabalıktan nispeten sıyrılmış, aradığınız bir çok şeyi bulabileceğiniz bölge butikleri, galerileri ve gay barları ile meşhur. Notre Dome Katedraline yakın, yürümeyi seviyorsanız sıkıntı yok.

Biz bu bölgeyi Hürriyet Seyahat ekibinden arkadaşım Şebnem ile gezdik. Şebnem Paris’te yaşadığı için nokta atışıyla bizi neresi mutlu eder bildi sanırım 🙂 Burada instagramda berrydewblog olarak takip edebileceğiniz Şebnem ve Paris hakkında daha fazlası için buraya 🙂

Bu bölgede karnım acıktı diyorsanız; Tata Burger ve Paris Beaubourg güzel alternatifler. Üstüne şu fotoğraftaki waffledan istiyorum derseniz eğer Yummy and Guiltfree‘ye gidebilirsiniz. Yok waffle istemem derseniz Pierre Herme‘den macaron alabilirsiniz. Bu arada dilerseniz bu bölgedeki Benedict‘te sabah kahvaltı yapabilirsiniz.

Pompidou Center

Le Marais bölgesine çok yakın olan bina Paris’in mimari ikonlarından birisi olarak kabul ediliyor. 1971 yılında, dönemin Fransa Başkanı Georges Pompidou’nun isteği üzerine düzenlenen uluslararası yarışmayı  Renzo Piano ve Richard Rogers kazanıyor ve bina 1977 yılında tamamlanıyor. Günümüzde Paris’in en önemli sanat merkezlerinden biri olan Centre Pompidou’da, dünyanın farklı noktalarından gelen çağdaş sanat eserlerini bulunuyor.

Bu arada binanın yanındaki havuzu da pas geçmeyin. Biz gittiğimizde boştu gerçi ama belki siz daha güzel halini yakalarsınız. Havuzun kenarında da çok keyifli restoran ve kafeler var.

Conciergerie& Saint Chapelle

İyi ki gitmişiz diyeceğimiz bir yer, bu kısmı da biraz detaylandırmak istiyorum o sebeple buraya 🙂

Kesin Deneyin…

Ve işte Paris için kesin deneyim diyeceğim bir şey, elektrikli scooter. Ilk ziyaretimizde Efe biraz rahatsızdı ve çok yürüyemiyordu o sebeple bol bol kiralamıştık, sonrasında farklı ülkelerde de deneyimledik, kesinlikle hayat kurtarıyor.

Paris seyahatlerimizden ortaya karışık oluşturduğum yazım bu şekilde, çok yakında bir kafe, restoran, manzarası güzel olan yerler, aman buraları es geçmeyin yazısı da gelecek beklemede kalın.

Deha detaylı olsa, bir de video olsa diyorsanız sizi buraya alalım.

Bunlar yetmedi, anlık paylaşımlar olsa diyorsanız sizi instagram storylerilerimize alalım.

Eee daha ne olsun dimi 🙂

Sevgiler,

İpek

Bu paylaşımlar da ilginizi çekebilir...

Post a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazılar...

Eski yazılar...