Blog post

İsviçre’nin Cennet Köşesi; Interlaken Bölgesi

Ay öyle keyifli bir yer yazıyorum ki inşallah yolunuz buralara düşer. Biz kar varken (Şubat ayında) gittik ama eminim yemyeşil hali de güzeldir.

Bu bölgede birçok yer var gezebileceğiniz… Biz noktalarımızı aşağıdaki şekilde belirledik. Hepsi birbirine maksimum 20 dk uzaklıkta olan bu noktalar arası geçtiğiniz yollarda çok keyifli o yüzden yolu gözünüzde büyütmeyin.

-Interlaken

-Lauterbrunnen

-Spiez (Dağlar arasındaki bu minik yerleşim yeri biz gittiğimizde sisler içerisindeydi bu sebeple pas geçtik desek yeridir :))

-Blause

Interlaken

Bern kantonunda alplerin göbeğinde yer alan sağı solu göllerde çevrili (Thun ve Brienz) bir bölge.

Bölgede dilerseniz göllerde tekne turları yapabilirsiniz veya Eiger, Münch Jungfrau dağlarının yüksek noktalarına teleferik veya telesiyejlerle çıkabilirsiniz.

Benim aslında bu bölgeyi bol bol inceleme sebebim Jungfraujoch Tepesine çıkabilmekti. Yani avrupa’nın en yüksek noktasına. Interlaken’den kalkan trenle müthiş alp dağlarını aşan ve zirveye çıkan bu tren yaklaşık 100 senelik ve yolculukta gözünüzün göreceği manzara müthiş. Tren yolculuğu tek yön yaklaşık 4 buçuk saat sürüyor. Zirvede minik bir müze, dükkanlar, bir restoran, kızak pistlere, seyir terası vs. bulunuyor. Sevgili corona sebebiyle biz gidemedik, giderseniz beni hatırlayın olur mu:)

Neyse özetle bir İnterlakende karlar arasında yürüyüş yaptık, öğle yemeğimizi yedik ve Lauterbrunnen’e geçtik.

Lauterbrunnen

Neden bu köy çünkü içerisinde Avrupa’nın en yüksek düşümlü şelalesi (Staubbach) var (300 mt. civarı). Tabi ki kar kış soğuğunda güldür güldür akmıyordu şelale fakat düştüğü yerlerdeki karları da bünyesine katarak akışı ürperticiydi… Dağlar arasında kalan bir bölge olduğundan suyla birlikte düşen karların sesi yankılanıyordu… Keyifliydi vesselam.

Bu köyde karavanlar için bir kamp alanı da var, pek özendik. Bol bol turladık, kar oynadık, sonra da vedalaştık… Belki bir bahar günü tekrar görüşürüz dileklerimizle…

Blausee

Sevdiğim yemeği hep sona bırakırım, dondurmam sosluysa sosu en son yerim falan, severim yani güzel şeyleri sona saklamayı… İşte Blausee’de tam böyle bir durumda bu yazı serisi için. İnsanın gözünü, ruhunu doyuran bir yer Blausee gölü ve milli parkı.

Aklınızda öyle kocaman bir göl canladırmayın, hatta açın bakın goggle mapsten küçücük bir göl burası, çevresinde yürüyüş rotaları ve bir tane de otel olan.

Peki niye bu kadar etkili… Bence suyun turkuaz rengi ve berraklığı sebebiyle. Bu renk karlı ağaçlarla öyle bir süslenmiştiki bak bak doyamadık. Neyse ben yine duygusala bağladım, konuya dönelim.

Burası milli park sınırlarının içerisinde yer alıyor, giriş biletinizi alıp giriyorsunuz. Biz 3 kişi 20 isviçre frangı verdik. İçeride alternatifli yürüyüş rotaları var, biz direk göl kenarında yürüyüşe yöneldik.

Gölün kenarında bir otel var. Yemek veya tatlı& kahve molası için ideal. Yalnız şimdiden uyarıyorum tatlıları hiç güzel değildi 🙁 Bir de cam kenarındaki bomboş masaları kullandırmaya pek hevesli değiller. İsviçredeki en gıcık personele bu otelde rastladık :S

Blausee’de şahane duygularla ayrıldık. Umarım bir gün yolumuz tekrar buraya düşer.

İpek

Önceki yazılar...

Eski yazılar...