Blog post

Adım Adım İsviçre

İsviçre turumuz; aslında oldukça planlı, programlı, bol alternatifli başlayan fakat Corona virüsü riskiyle büyük sekteye uğrayan…

Turumuzu Lugano bölgesine yakın planlamıştık çünkü arkadaşlarımızda kalacaktık. Birçok alternatifi de bu bölgeye yakın yerlerde planladık doğal olarak. Mesela Como gölü ve çevresi; tam 1 günümüzü dolu dolu geçireceğimiz bir noktayı fakat corona virüsü İtalya’da görüldü, biz bu noktayı iptal etmek zorunda kaldık. Bernina ekspresi; Unesco tarafından seçilen en iyi tren rotalarından birisi, biletler duraklar derken dediler ki toplu ulaşımdan, trenlerde uzak durun… Bizim tren rotası da iptal oldu böylece 🙁

Neyse yapamadıklarımızdan değil zorunlu şartlar doğrultusunda yaptıklarımızdan bahsedelim birazda 🙂 İşte İsviçre duraklarımız…

Lugano

Ne kadar sakin ve huzur dolu bir yermiş Lugano. Göl çevresine kurulmuş minik minik yerleşim alanları ve Lugano merkez kesinlikle ziyaret edilmeyi hak ediyor. Merkezinde 2 küçük meydanı, göl kenarına kurulmuş keyifle yürüyüşünüzü yapacağınız parkı, teknelerinin salına salına dinlendiği marina kısmı ve oldukça lüks markaları da bulabileceğiniz alışveriş caddesiyle kulağa klasik bir avrupa şehri gibi gelse de gezince ruhunda başka şeyler olduğunu hissedeceksiniz :p

Parkın içerisinde göl kenarında bir kapı göreceksiniz, orası Lugano’nun kapısı, önünde fotoğraf çekilmeyi atlamayın 🙂

Ben çekilemedim çünkü sokak sanatçısı miss gibi bir müzik yapıyordu parkın ziyaretçilerine… Bir de tabi parkın girişindeki dondurmacı var, tatlı sevenlere 🙂

Biz kahve& tatlı molamızı Piazza Riforma‘daki Vanini Cafe‘de verdik, dondurması da güzeldi.

Bu bölgede bolca karşılaşacağınız bir konuya gelelim, manzarayı en güzel izleyebileceğiniz noktalar. İşte bu noktalardan birisi; Monte Bre. Amacınız güzel bir Lugano manzarasıysa eğer çıkacağınız nokta Monte Bre. Buraya çıkan teleferik ve otobüsler var, biz araçla çıktık, oldukça dolambaçlı bir çıkıştı. Göl kenarında hava miss gibi baharı andırırken, yolda tipi, zirvede ise salına salına yağan kar vardı. Yani bu uğurda 4 mevsimi yaşadık 🙂

Ascona

İşte bir başka huzurlu, renkli nokta; Ascona. Geniş sahili, bu sahile dizilmiş cafe ve restoranlarıyla eminiz yaz aylarında çok daha kalabalık bir bölgedir. Şansımıza bizim gittiğimiz gün hava güneşliydi ve sahilin keyfini bahar aylarındaymış gibi rahat çıkarabildik.

Sahilde rengarenk evlerin önünde turladıktan sonra ara sokaklara dalmayı ve 16.yy’da yapılan St.Peter ve Paul Kilisesini görmeyi atlamayın.

Ascona’ya ne kadar vakit ayırmak lazım derseniz; bir öğle yemeği veya kahve molası kadar desek yalan olmaz :p Ama ben yazın geleceğim gölde yüzeceğim derseniz orası ayrı 🙂

Bu arada Lugano-Ascona arası 40-50 dk kadar sürüyor.

Gotthard Tüneli

Allahım bu tünelin ucu yok mu dedirten cinsten bir tünel. Demiryolu kısmı 57 km uzunluğunda ve 2300 mt. derinliğinde. Dünyanın en uzun ve en derin demiryolu tüneli olarak geçiyor.

Araç kısmı ise tam 17 km uzunluğunda ve Dünya’nın en uzun 2. tüneli. Alpleri geçiyorsunuz kolay mı 🙂 Biz tünele girmeden önce hava günlük güneşlikti tünelden bir çıktık Airolo’ya gelmişiz ve her yer kar.

Bilen bilir ben kapalı yerleri pek sevmem ve bu tünelde resmen darallar bastı bana 🙂 Hız sınırına dikkat et, mesafeye dikkat et derken bitmedi de bitmedi.

Luzern

Gitsek mi gitmesek mi diye diye son anda rotamıza eklediğimiz Luzern’i bu sayfaya sıkıştırmak istemedim. O sebeple Luzern yazımız burada 🙂

Airolo

İsviçre’de kayak tatili yapmak isterseniz alternatifiniz çok fazla. Bizim odağımız sakin bir ortamda Efe’nin mümkün olduğunca kaymayı öğrenmesiydi. Airolo bu beklentimizi fazlasıyla karşıladı. Airolo ve Avrupa’da kayak ile ilgili tüm detaylar burada.

İnterlaken Bölgesi

Ben dağ, deniz, göl, şelale, akarsu seven insanım. Karlar düşmüş dağ zirvelerine bakıp bakıp mutlu olurum… Bu konularla ilgili çok rahat oturup şiirler yazarım buraya ama konumuz bu değil biliyorum 🙂 Sadece İnterlaken ve çevresi nasıl bir yer anlatmak istedim size. Öyle bir yer ki ayrı bir sayfa açmayı ve uzun uzun detaylandırmayı hak ediyor, yani daha detaylı İnterlaken için buraya.

Bern

Interlaken bölgesindeki keyifli turumuz sonrasında baktık ki pilimiz hala bitmemiş rotayı hemen Bern’e çevirdik. Öğleden sonra saatlerinde oradaydık, gün ışığıyla şehrin önemli yerlerini gezdik, akşam yemeğiyle de kapanışı yaptık.

Aslında karnaval dönemindeyiz ve şehirler hazırlanmış fakat corona sebebiyle birçok ülkede ve şehirde olduğu gibi Bern’deki karnavalda iptaldi.

Nereleri gezdik diye sorarsanız; tabi ki odağımız eski şehirdi. Olmazsa olmaz 3 yapıyı gördük öncelikle. Hazırsanız başlayalım 🙂

*Alstadt; Şehrin ‘eski’ bölümü, old city yani, en sevdiğim bölge 🙂 Sokak sokak gez, dar sokaklara gir 🙂

*Bern Katedrali; Taa 1421’de inşaası başlanmış, 1893’te bitmiş siz düşünün detayı 🙂 Nerede nerdeniz 100 mt’lik kulesiyle birçok yerden rahatlıkla gözüküyor bulursunuz. Aare nehrini yüksekten gören bir noktada, nehri kenarında yer alıyor yani katedralden sonra manzara keyfi de yapabilirsiniz. Dilerseniz kule kısmına çıkabilirsiniz, biz hava puslu olduğu için tercih etmedik.

*Saat Kulesi: Üzerinde bir astronomik saatin bulunduğu kule Eski Şehir’in en artistik yapılarından birisi bence. Belki de bu sebeple karnaval alanı kulenin olduğu bu caddeyi de kapsıyordu (iptal edilmese görsel bir şölen olacaktı kuşkusuz). Bu kule eski şehrin kurulduğu 1151 yılından 1256 yılına kadar şehrin batı kapısı olarak kullanılmış, zaten tam bir kapı duruşu var bizce 🙂

*Parlamento Binası& Meydanı; Uzaktan görüp aman tanrım tam bir parlamento binası diyeceğiniz, ister istemez hafiften bir hazır ola geçeceğiz yerdeyiz 🙂 Bu bina (Bundeshaus), 1092 yılında kullanılmaya başlanmış. Binanın 2 kanadında hükümet birimleri ve 1 tane de kütüphane var. Vaktimiz olmadığı için giremedik fakat kütüphane kısmı aklımda kaldı yalan yok. Parlamento binasına İsviçre Federal Sarayı da deniyor. Sarayın en çok ilgi çeken noktasını iç yüksekliği 33 metre olan kubbesinin altındaki devlet arması. İhtişamlı duruyor, insan ister istemez incelemek istiyor 🙂 Armanın çevresinde binanın tamamlandığı 1902 yılında var olan 22 kantonun küçük boyutlardaki armaları bulunuyor.

Binanın önündeki meydana Parlamento Meydanı deniliyor ve tabi ki politik olaylar için toplanma alanı olarak kullanılıyor. Meydanda Ekim- Kasım aylarında akşamları ışık şovu da yapılıyormuş, bu aylara denk gelirseniz bilginize 🙂

*Marktgasse- Spitalgasse; Şehrin alışveriş caddeleri, meraklısına duyurulur.

Akşam yemeğimizi PapaJoe’s’te yedik. Meksika mı desek, Amerika mı desek bol detaylı dekorasyonuyla Efe’yi çok etkiledi burası 🙂 Fiyatlar yüksek, fajitası güzel 🙂

Zürih

İsviçre-Hollanda arasında geçen ve trafik sebebiyle neredeyse 12 saati bulan yolculuğumuzun keyifli duraklarından birisiydi Zürih. Dönüş yolunda yarım günümüzü ayırdığımız, kahve keyfi, öğle yemeği, eski şehir turu derken oldukça keyif aldığımız bir durak. O sebeple tabi ki buraya Zürih gezi rehberi gibi iddialı bir yazıyla gelmeyeceğim. Ama söyleyecek birkaç cümlemde var tabi ki.

Zürih’i sevdik ama bir Luzern kadar değil öncelikle bunu belirteyim. Biz old city tarafını gezdik. Köprüsü, birbirine bağladığı 2 kilisesi, alışveriş caddesi, saat kulesi derken geçiverdi saatler.

Biz şehrin 3 önemli kilisesinden 2’sini ziyaret ettik. Grossmünster (Great Minster), 9 yy.’da inşaa edilen bu yapıyı Zürih’e gelip görmemeniz mümkün değil. Leydi Kilisesi ile karşılıklı bakışıyorlar.

Fraumünster Kilisesi (Church of Lady) köprünün karşısına geçiyorsunuz hopp karşınızda 🙂 Hafif yüksekte kaldığı için kilisenin bahçesinde keyifli bir noktadan hafifçe manzaranın tadı da çıkarılıyor 🙂

Bu arada köprünün bir sağından bir solundan bahsediyoruz ama altından bahsetmedik. Bu nehrin adı; Limmat. Kaynağını Zürih Gölünden alıyormuş ve zamanından Ren nehrinen kadar uzanıyormuş. Fakat şimdi baraj ve su seviyesini düzenlemek için yapılan sistemler ile maalesef bu bağlantı kopmuş.

Tam bu kiliselerin konumlandığı alana çok yakın bir bölge var; Niederdorf. Alışveriş ve yeme& içme kısmı için güzel bir alternatif vaktiniz varsa mutlaka turlayın 🙂 Ayrıca fiyatlar Bahnhofstrasse’ye göre daha uygun, ama öyle dağlar kadar farkta yok beklentiyi çok yükseltmeyin.

Bahnhofstrasse; şehrin alışveriş caddesi. Alışveriş derken odak kesinlikle saat. Allahım içim dışıma çıktı saat bakmaktan ki ben çok severim 🙂 Biz bu caddeye çıkan ara sokaklardan birisinde tatlı& kahve keyfi yaptık; Honald.

St. Peterskirche; özellikle bu bölgede nereden baksanız bi şekilde karşınıza çıkan bu saat kulesi olmazsa olmazlardan. Saati 13.yy. sonlarına doğru takılmış ve Avrupa’nın en büyük saatiymiş, öyle diyorlar 🙂 Bu kilisenin 1000’li yıllarda yapıldığı düşünülüyor, yani oldukça eski. Rivayete göre kilisenin yerinde Roma döneminde bir kale varmış, sonrasında kilise yapılmış.

Öğle yemeğimizi Paris’i ziyaret edenlerin mutlaka bileceği ve hatta ‘amma sıra beklemiştik yaa’ diye hatırlayacağı bir adreste yedik; Le Relais de L’Entrecode 🙂 Ne sıra bekledik, ne rezervasyon yaptırdık. Oturduk yedik, Paris’tekinin birebir aynısıydı ve çalışanları da aşırı kibar ve güler yüzlüydü 🙂

İsviçre Rotamızın detayları bu şekilde 🙂 Merak ettiğiniz bişeyler olursa yazın, seve seve cevaplarım. Turumuzun videosu da Youtube‘da, hadi girip, izleyip, üye olun 🙂

Keyifli turlar,

İpek

Bu yazılar da ilginizi çekebilir...

Önceki yazılar...

Eski yazılar...