Blog post

Mucize Şehir Machu Picchu

Machu Picchu, Peru’nun simgesi, ülkenin en önemli değerlerinden birisi. Bu gizemli şehrin nasıl ve neden yapıldığı günümüzde halen araştırılmaya devam edilse de İnka’ların bu mucizevi şehri Dünya’nın 7 Harikası içerisine girmeyi kesinlikle hak etmiş.

Machu Picchu seyahatimizi planlarken bu şehirdeki önemli noktalar dışında şehre nasıl ulaşacağımızı da bol bol araştırdık. Şehre ulaşabilmek için farklı alternatifler mevcut; 3- 4 günlük Inka rotası ve Salkantay gibi yürüyüş ve kamp detaylı olan alternatifleri eleyerek 4 yaşındaki oğlumuzla birlikte trenle seyahat etmeyi tercih ettik. Bu arada küçük bir detay, Machu Picchu’nun kendisi kadar ona giden yolları da çok güzel. Ve eğer çocuksuzsanız ve kondisyonunuza güveniyorsanız kesinlikle kamp detaylı olanları tercih edin derim 🙂 Giderken yürüyüp dönerken tren de güzel bir alternatif olabilir. Kim bilir belki bir kez daha bu deneyim için yolumuz  buralara düşer 🙂

Machu Picchu’ya nasıl gelinir, tren bileti nasıl alınır, buraya gelmeden önce hangi noktalarda konakladık hepsini yazdım.  Şimdi sıra dağların arasında gizli bu şehre gitmek için uyandığımız sabaha geldi…

Ama önce Machu Picchu ile ilgili kısacık giriş bilgisi, devamı yazının içerisinde 🙂

İnka’lıların inşaa ettiği ve 1900’lü yıllara kadar And Dağları’na saklanıp kendisini kimselere göstermemiş olan bu şehir, başlangıç noktası Cusco şehri olan Kutsal Vadi içerisinde yer alıyor. 16 yy.’da Cusco’yu ve bu bölgeyi işgal eden İspanyollar ağaçlar arasına gizlenmiş Machu Picchu’yu es geçmişler, şehri fark etmemişler. Bu şehri 1911 yılında Hiram Bingham isimli Amerikan tarihçi keşfetmiş. Zaten şehrin girişinde Bingham için bir taş da bulunuyor :p

Gelelim o güne 🙂 Güneşin doğuşunu Machu Picchu’da karşılayabilmek için sabaha karşı otobüs sırasına girmiştik bile. Uyanıp yola çıktığımızda hala karanlık olmasına rağmen Efe otobüs sırasında sorunsuz bekledi çünkü o da ne göreceğiz acaba diye meraktaydı 🙂 Bu arada sabahın 5’inde uyanmamıza rağmen oldukça uzun bir sıra vardı önümüzde. Ama adamlar bu işin organizasyonunu süper çözmüşler, sıra hızlıca ilerliyor gözünüz korkmasın. Biz otobüs biletimizi Unesco şehre girişi 2 bin 500 kişi ile sınırladığı için bir önceki gece almıştık, bu arada almayanlar için gişe açık fakat vakit kaybedebilirsiniz.  

Sırada beklerken otelden aldığımız sandviçlerimizi yedik afiyetle. Bu arada bir çok otel sabah erken saatte yola çıkacağınızı söylerseniz bu şekilde sandviç hazırlıyor, bilginiz olsun.

Sıramız geldiğinde Aguas Calientes’ten Machu Picchu’ya bizi ortalama 20 dakikada ulaştıracak otobüsteki yerimizi aldık. Uçurumun kenarından zigzaglar çizerek tırmandığınız bu yolda geride bıraktığımız her virajda heyecanımız biraz daha arttı.

Giriş kısmına geldiğimizde şehri ve İnka İmparatorluğunu daha iyi anlayabilmek, öğrenebilmek için girişte bizi bekleyen rehberlerden birisi ile anlaştık ve işte hazırdık.

Alana girdikten sonra fotoğraflarda gördüğümüz o muhteşem manzaraya ulaşabilmek için yaklaşık 10 dakika dik bir yokuştan tırmanmamız gerekti. Özellikle Efe için bu bölüm biraz zorlayıcı olsa da bu tırmanışın sonunda ulaştığı noktada kafasını kaldırdığında yüzündeki ifade ‘herşeye değer’ dedirten cinstendi. Aynı hayret ve büyülenme ifadesi o noktaya ulaşan herkesin yüzünden nasıl oluşabilir o gün defalarca deneyimledik. Herkes derinden bir ‘vayyy anasını’ çekiyor, net bilgi 🙂 Kafanızı kaldırdığınız o an yüzünüzde hissettiğiniz hafif esinti, dağların arasında süzülerek doğan güneş, karşınızda tüm ihtişamıyla başı dumanlı duran dağlar ve eteklerine yaklaşık 100 yılda inşaa edilmiş Machu Picchu şehri her insanın ömründe en az bir kez görmesi gereken bir mucize gibi. 

Ben tamam güzel bir yer de ne kadar etkileyebilir ki diyenlerdendim. Ama inanın buranın doğası şehri öyle güzel süslüyor ki, şehrin içinde dolaşan bulutlar, aralarından süzülen güneş, şehrin biblosu lamalar… Şimdi okuduğunuzda aman süslü cümleler diye düşünebilirsiniz, ama umarım yolunuz oralara düşer de bana hak verirsiniz.

Hem bu eşsiz manzaranın tadını çıkararak hem de rehberimizi dinleyerek yavaş yavaş dolaşmaya başladığımızda görsel olarak etkilenmemizi destekleyen onlarca detay öğrendik. İşte Machu Picchu ile ilgili rehberimizden öğrendiğimiz bazı detaylar;

*Şehrin İnka’lı hükümdar Pachacutec Yupanqui tarafından 1450’lerde inşaa ettirildiği düşünülüyor. Sebebiyle ilgili farklı teoriler var; kralın yazlık ve inziva yeri olması, özel ve değerli kişilerin eğitim bölgesi olması gibi.

*Bu bölge deprem bölgesi olduğundan şehir Ashlar denilen birbirine mükemmel uyum sağlayan blok taşlarla kuruluyor. Her taşın birbirine uyacak şekilde işlenmesi ortalama 3-4 ay sürüyor ve birbiri ile 2 puzzle parçası gibi uyum sağlayan taşların arasında hiç harç bulunmuyor. Bu sayede en şiddetli deprem dalgalarında bile muazzam bir ahenkle salınan taşlar doğal afeti en az zararla atlatıyor.

*Şehrin en önemli 3 yapısı Intı Watana Güneş Taşı, Güneş Tapınağı ve 3 Camlı Oda. Machu Picchu’da herşey Inka’lar için kutsal olan Güneş odaklı inşaa edilmiş. Intı Watana güneş taşının yıl içerisinde güneşin yörüngede kalmasını sağlayacağına inanılıyormuş. Bu taşın üzerine güneşin düşüşüne ve oluşan gölge uzunluklarına göre aylar, mevsimler belirleniyormuş. Inka’larda güneşin hem dini hem de astrolojik takvimi oluşturduğuna inanılıyor.

*Şehirde tarım yapabilmek için taraça sistemi geliştirilmiş. Kutsal vadide bir çok noktada rastlayabileceğiniz bu yöntem ile erozyon, heyelan ve su basmalarının önüne geçilebiliyormuş. Her katmanın ısı derecesi farklı olduğundan ürün çeşitliliği de fazla oluyormuş. Bu alanlarda güneş ışınlarından en iyi derecede faydalanılarak yetiştirilen, patates, elma, mısır gibi ürünler şehrin daha soğuk olan Amazon dağları tarafından yer alan depolarda 20 yıla kadar saklanabiliyormuş.

*Şehir tarım ve yerleşim alanları olarak ikiye ayrılıyor ve şehrin içerisinde evler, tapınaklar, kutsal mekanlar bulunuyor. Farklı kapılardan girip çıkarak bu bölgede kayboldukça taşlar üzerindeki işçilikler Machu Picchu’ya olan sempatimizi daha da arttırdı. Evlerin duvarları arasında oluşturulan minik kapalı pencere gibi duran boşluklardan ses dalgalarının yayılması, evin bir duvarından gönderilen sesin diğer duvardan net şekilde duyulması hepimizi oldukça etkiledi, özellikle de Efe’yi. Defalarda bağırdık duvarların içindeki deliklere 🙂

*Şehri dolaşırken ilgilimizi çeken alanlardan birisi de Viracocha Tapınağı oldu. Su akışlarını düzenlemek için inşaa edilen ve farklı sebeplerle tamamlanamayan bu duvarın bir köşesindeki taşlar hizalanamıyor ve sürekli kayıyormuş. Aynı döneme denk gelen kral kavgaları, ispanyolların bu bölgedeki istilaları gibi olaylar üzerine bu taşların kayması İnka halkı tarafından lanetlendikleri ve üzerlerindeki uğursuzluğun gitmesi için bu şehri terk etmeleri gerektiği şeklinde yorumlanmış. Bu olay sonrasında eşsiz güzellikteki şehir yavaş yavaş terk edilmiş ve şehirde neredeyse hiç aile kalmamış. İşte bu sebeple Hiram Bingham 1911 yılında Machu Picchu’yu keşfettiğinde şehirde sadece 1 aile varmış.

Viracocha Tapınağı’nın hemen yanındaki büyük taşlarda keyfimizi kaçıracak hikayeler dinledik rehberimizden. İnsanların, daha doğrusu kız çocuklarının kurban edilmesiyle ilgili. O dönemlerde soylu ailelerin kız çocukları belirli bir yaşa geldiğinde seçilerek kurban edilmesine karar veriliyormuş. Önce coca verilerek uyuşturulan kızlar, belirlenen dönem geldiğinde kurban ediliyormuş. Yaşının gelmesini ve kurban edilme riskini yıllarca bekleyen kızların bazılarının saçları erken yaşta bu korkular yüzünden beyazlıyormuş. Rehberimiz bize bu konularla ilgili elde edebildikleri fotoğrafları da gösterdi. İçinde büyülenerek dolaştığımız bu topraklarda bu olayların yaşanmış olması bizi gerçekten çok üzdü 🙁

Bu güzel şehrin terk ediliş sebebi biraz içimizi burksa da yanımıza gelen ve Machu Picchu’da bol bol karşılaşabileceğiniz lamalar keyfimizi yerine getirdi. Sanırım turumuzun en güzel detayı, gezimizde bize eşlik eden lamalardı. Efe bayıldı, biz tükürürler mi diye biraz tedirgin olduk ama tatsız bir olay yaşamadık, çok da sevimlilerdi itiraf etmek lazım.

Şimdilerde gündüzleri yüzlerce turistin ve lamaların gece ise sadece pumaların ( biz de şaşırdık ama rehberimiz azimle evet geliyorlar burası amozon dedi:)) evi olan bu şehir Unesco tarafından koruma altında. Şehre gün içerisinde giriş yapabilecek kişi sayısı kısıtlı çünkü şehir yavaş yavaş toprağa batıyor. Rehberimize göre 50 yıl içerisinde şehrin belirli bölgelerinde çökmeler başlayabilir. İşte bu sebeple Machu Picchu ziyaret edilemeyen Dünya Harikaları arasına girmeden bir kez de siz keşfedin bu güzel şehri…

İndiğimiz her merdivende, gezdiğimiz her evde, tarlalarda, tapınaklarda onlarca bilgi öğrenerek saatlerimizi geçirdik Machu Picchu’da.

Hayatımızın en keyifli deneyimlerinden birisini bir çok güzel anıyla tamamladık. Gelirken geçtiğimiz virajlar dönerken içimizi burktu, vedalaşmak zordu İnkaların mucizevi şehriyle…

Kelimelerle anlatmaya çalıştığım şeyleri bir de izlemek istiyorum derseniz eğer videomuz burada 🙂

Şimdilik benden bu kadar, sorularınız olursa severek cevaplarım 🙂

İpek

Bu paylaşımlar da ilginizi çekebilir...

Önceki yazılar...

Eski yazılar...