Blog post

Büyüleyici Vaha; Huaccachina

Huaccachina… Okunuşu da yazılışı kadar zor olan bu minik yerleşim yeri Peru’nun bize sunduğu sürprizlerden birisi oldu. Machu Picchu deneyimimizden sonra rotayı Ica Çölündeki minik vaha Huaccachina’ya gidebilmek için Lima’ya çevirdik. 

Uçsuz bucaksız kum tepelerinin oluşturduğu Ica Çölündeki bu minik yerleşim alanına dilerseniz Peru’dan düzenlenen turlarla ya da araç kiralayarak gidebilirsiniz. Biz programımız daha esnek olabilsin diye araç kiralamayı tercih ettik. Lima ve çevresi yıl içerisinde oldukça az yağış alan bir bölge, yani okullarda öğrendiğimiz çöl iklimi örneklerinden. Tosun Paşa’da merakla aranan Yeşil Vadi’yi izleyerek büyümüş bir jenerasyon olarak çöl içerisindeki vaha fikri bizi oldukça heyecanlandırdı, düştük yollara.

Huaccachina, Lima merkeze yaklaşık 4 saat uzaklıkta, aslında süre kısalabilir fakat yol çalışmaları ve kural dinlemeyen Peru şoförleri sayesinde yol uzuyor. Tabi bir de rüşvet seven Peru polisinden bahsetmek lazım. Aman dikkatli olun, aracınız kiralık ise tüm belgelerin eksiksiz olduğundan emin olun. İnanın 100 tane detay soruyorlar. Belgeler, ehliyet, pasaportlar vs. bizim canımızı çıkardılar bir açık bulmak için. Tabi buldukları anda direk çok yüksek cezalardan bahsetmeye başlıyorlarmış, o cezayı ödemek istemeyenler için de rüşvetin yolunu açıyorlarmış tabi ki. Allahtan bizde bir açık bulamadılar, salmak zorunda kaldılar 🙂 Bu gibi sebeple yol biraz yordu yalan yok. Bir de Lima’dan ortalama 1 saat uzaklaştıktan sonra yol kenarlarında ara ara kum tepelerini görmeye başlıyorsunuz hani öyle ayy ne keyifli bir yol diyeceğiniz süper manzaralar da yok :S Tabi Huaccachina’ya yaklaştıkça yolda gördüğünüz anlamsız toz bulutu şekillenmeye başlıyor, karışınıza çıkan büyük kum tepeleri dikkatinizi çekmeyi başarıyor. Sonra birden kendinizi dev kum tepelerinin arasında bir gölün kenarında buluyorsunuz.

Ve işte nefesinizi kesen o an, palmiyeler, göl ve gözünüzün görebildiği son noktaya kadar kum. Şaşkınlığımızı gizlemeye ve bu göl yapaydır canım diye bahaneler üretmeye çalışırken bölgenin rehberinden aldığımız bilgiyle bir kez daha etkileniyoruz, göl ve yeşillikler doğal, suni değil. Hatta bir inanışa göre bu vahanın oluşumunda İnka’lılar zamanında bir prense aşık olan prensesten bahsediliyor. Hikayede prensin ölmesinden sonra prenses o kadar göz yaşı döküyor ki bu göl oluşuyor. Prensesin ağlamasını gizlice izleyen avcıyı fark eden prenses avcıdan bu gölün etrafını dolaşarak kaçıyor ve bu kaçışta gölü çevreleyen dev kumullar oluşuyor.

Huaccachina’nın hikayesi bu şekilde, gelelim işin eğlenceli kısmına. Bu kum tepeleri tam bir atraksiyon merkezi. Dilerseniz buggy denilen çöl araçlarıyla son hız çöl turu atabilirsiniz, dilerseniz sandboard yaparsınız.  Ben daha sakin vakit geçirmek istiyorum derseniz günün geceye döndüğü, havanın birden serinlediği Ica Çölü’nde gün batımının keyfini çıkarırsınız. 

Biz tüm bu alternatifler arasında seçim yapmaya çalışıp 5 yaşındaki oğlumuzla birlikte buggy riskli olabilir mi, sever mi, korkar mı diye düşünürken Efe seçtiği araçlardan birisine çoktan binmişti bile. Bu arabalarda çocuklar için ayrı bir kemer, kilit sistemi var açıkçası bu detay içimizi rahatlattı ve Efe’den aldığımız cesaretle çıktık yola.

Hayatımda unutamayacağım anlardan birisini daha yaşadım o aracın içerisinde. Hız, rüzgar, çıtır çıtır insanın yüzüne çarpan kum taneleri, Efe’nin çığlıkları, kahkahaları bir tepeden diğerine geçerken gözümün gördüğü en uzak noktada bile kum olması… Tüm bu duygular içerisinde keyifle ilerlerken birden yavaşladık ve tırmandığımız bir tepenin zirvesine park ettik aracımızı.

Biz daha ne olduğunu anlamadan şoförümüz Carlos sanboard’u arabanın bagajından çıkarmıştı bile. Aslında bunun için anlaşmamıştık kendisiyle, biz kardan sonra kumda kaymak nasıl olur diye çok merak etmiştik, kaymak da istemiştik fakat Efe’yle birlikte olduğumuz için bu alternatifi pas geçmiştik. Arabadan inip ne yapacağımızı anlamaya çalışırken Carlos sadece kayak şeklinde değil, boardların üzerine yatarak da kumların keyfini çıkarabileceğimizi söyledi. Siz sırayla kayın ben Efe ile tepede sizi bekliyor olacağım dedi ve bizi can evimizden vurdu. İlk denemeyi Eren yaptı, ben sıramı beklerken cesaret edebilir mi, denemek ister mi diye hiç düşünmediğim oğlum sıramı kapıverdi elindeki minik board ile. Meğer biz hazırlanırken Carlos Efe’ye küçük boardu gösterip onu ikna etmiş, bizimkisi de dünden hevesliymiş. Carlos’un verdiği tüm direktifleri dinleyip, boardun üzerine boylu boyuna uzanan oğlum kendisini bırakıverdi dik yokuştan aşağıya.

Ve yine o tanıdık ses ve kahkahalar çınladı havada, bir tur daha, sonra bir kez daha… Efe o tepeden tam 5 kez kaydı, her seferinde ilk kez kayıyormuş gibi heyecanla. Yeterince yorulup tepeden yukarıya yürüyemeyeceğimiz aşamaya gelene kadar vakit geçirdik çölün ortasında. Sonra Carlos bizi vahayı yukarıdan izleyebileceğimiz bir noktaya bıraktı, vedalaştık. Günün kalan kısmını çölde ve vahadaki gölün kıyısında keyifle geçirdik.

Göl kıyısında çölde gezen buggyleri, sandboarding yapan kişileri izlemek, rüzgarın yönüne göre zaman zaman bize getirdiği kahkahaları dinlemek oldukça eğlenceliydi. Havanın kararmaya başladığı saatlerde Lima’ya doğru yola çıktık. Bu arada ufak bir not dilerseniz vahada konaklayabileceğiniz oteller var fakat biz programımız sıkışık olduğu için Lima’ya dönmeyi tercih ettik. 

İşte bir hayalimizi daha gerçekleştirmenin verdiği keyifle, kocaman turuncu güneş denizin içine batıp bize eşlik ederken Lima’ya dönüş yolundaydık. Arka koltuktaki oğlumuz yorgunlukla çoktan uykuya dalmıştı bile…

Peru seyahatimizde Huaccachina’nın yeri bende ayrı. Gerçekten çok çok keyifli bir deneyimdi. Yolunuz Peru’ya düşerse buraya gitmek için üşenmeyin, emin olun pişman olmayacaksınız 🙂

İpek

Bu paylaşımlar da ilginizi çekebilir

Yorum yaz

Önceki yazılar...

Eski yazılar...