Blog post

Zaanse Schans’ta 1 Gün

İşte sırada Amsterdam’da geçirdiğimiz en keyifli günlerden birisi. Hem görsel olarak doyduğumuz, hem de değirmenlerle ilgili bir çok şey öğrendiğimiz bu 1 günü nasıl geçirdik işte detaylar.

Burayı ilk ziyaretimizde tren ile gitmiştik fakat bu sefer zamanımız kısıtlı olduğu için arabayla gittik. Girişte müzenin olduğu alanda otopark var oraya park ettik, çok da kolay oldu. (Otopark ücreti 10 euro)

Mutlaka Bir Değirmenin İçini Gezin

Bu bölgede bir çok değirmenin içi gezilebiliyor. Giriş ücreti hemen hepsinde aynı, 5 euro.

Biz Het Jonge Schoop’u gezdik, burası bir kereste değirmeni. Giriş kısmında kısa bir video izliyorsunuz nasıl işlediğine dair sonra da değirmenin içini gezebiliyorsunuz. Biz burada baya vakit geçirdik, suda ıslatılıp soyulan ağaç gövdelerinin kesimlerini deneyimledik. Bu arada bu değirmende türkçe broşür var. Panama’da zaman zaman ingilizcesini bile bulmakta zorlandığımız broşürlerin Amsterdam’da ‘türkçesi de var’ alternatifini duyunca tabi ki şok olduk 🙂

Ben bundan önceki gelişimde kakao değirmenini gezmiştim çünkü miss gibi kokusuyla beni resmen oraya çekmişti. Bu sefer o değirmen aktif değil miydi emin değilim çünkü o koku yoktu 🙂 Söylenene göre değirmenler benzer faaliyet durumu söz konusu ise ürünlerini değiştirebiliyormuş fakat bununla ilgili bir yazıya& bilgilendirmeye ulaşamadım.

Sıcak Çikolata İçmeyi Unutmayın

Biz Het Jonge Schoop’u dolaşıp diğer değirmenler etrafında uzun uzun vakit geçirdikten sonra ufak bir sıcak çikolata molası verdik. İçeceğimizi kakaosunu karıştırarak biz yaptık, onlar da üstüne mis gibi yeni sağılıp kaynatılmış süt eklediler. Şu bardakta karton yerine cam olsaydı, değmeyin keyfime 🙂

El Sanatları ve Hediyelik Eşya Dükkanlarını Pas Geçmeyin

Bu mola sonrasında el sanatları dükkanlarını, hediyelik eşya dükkanlarını turladık. Bu arada bazı butik dükkanlar hem dekorasyon hem de ürün çeşitliliği açısından gerçekten çok keyifli, klasik hediyelik dükkanları deyip geçmeyin 🙂

Ayrıca bu bölgede Hollanda’nın meşhur tahta ayakkabılarının yapıldığı el sanatları dükkanları da var, meraklısına duyurulur.

Bu arada bu konuyla ilgili de çok yakın zamanda bir yazı yazacağım 🙂

Zaanse Schans’ın Evlerini Görmeden Dönmeyin

İşte kendinizi masalda hissedeceğiniz bir alan. Fotoğraf çekmeye, keyifle iç geçirmeye doyamayacaksınız.

Buradaki evler tipik Hollanda ahşap mimarisi tarzında inşaa edilmiş ve 1861 yılında koruma amaçlı olarak bu bölgeye tek tek taşınmış. Yıllar önce evlerin olduğu bu bölgeler bataklık ve çayırmış, şimdi gözünüzün gördüğüne inanamayacaksınız.

Biz keyif yapma kısmını biraz daha uzatmak için bu evlerin tam karşısında yer alan kulübün bahçesinde bişeyler içtik, bu alternatif de aklınızda olsun 🙂

Bizim Zaanse Schans’ta bir günümüz böyle geçti. Müzeye bu seferlik girmedik, hava yağmadığı için Zaandam bölgesine gitmeye karar verdik. Fakat bir sonraki turumda orayı da mutlaka ziyaret edeceğim ve bu yazımı güncelleyeceğim 🙂

Şimdilik bu kadar. Sorularınız olursa seve seve cevaplarım 🙂

İpek

Bu paylaşımlar da ilginizi çekebilir...

Önceki yazılar...

Eski yazılar...