Blog post

Sadece Amsterdam’ın değil Dünya’nın en renkli adresi; Keukenhof Bahçesi

Öyle bir zamanda geldik ki Amsterdam’a rengin, organizasyonun içine düştük resmen. Ve bu organizasyonlar arasında en doğru adreslerden birisi Keukenhof Bahçesi‘ydi tabi ki. Bizde hazır  lale dönemine denk gelmişken Hollanda’nın, hatta dünyanın en güzel bahçelerinden birisi kabul edilen Keukenhof Bahçesini biraz gezelim, dolaşalım istedik.

 

 

Ziyaret Edilebilecek Tarihler ve Saat Detayları

Sadece Hollanda’nın değil dünyanın en güzel bahçelerinden birisi kabul edilen bahçeyi yılın belirli dönemlerinde ziyaret edebiliyorsunuz, yılda sadece 8 hafta hem de:( Bu yıl bahçenin açık olduğu tarih aralığı 21.03.2019- 19.05.2109 olarak belirlenmiş. Bu tarihler arasında 08:00-18:00 saatleri arasında bahçeyi ziyaret edebiliyorsunuz. Ayrıca özel günlerde (paskalya, kral günü vs.) park 19:30‘a kadar açık. Fakat benden size ufak bir tavsiye bu parkı öze tatil günlerinde ziyaret etmeyin. Biz çiçek geçit töreninin olduğu gün gittik ve berbat bir kalabalık vardı. İnsan seli de demek on gün çok daha iyi anladım 🙁

 

 

Nasıl Gidilir? Bilet Nasıl Alınır?

Dilerseniz toplu ulaşım ile bahçeye ulaşabiliyorsunuz. Schipol havaalanı otobüslerinden Keukenhof Bahçesi aktarmaları var. Veya şehir merkezinde bu bahçeye tur düzenleyen birçok firma var, ulaşım da dahil farklı paketli alternatifler sunuyorlar. Tura vakit ayırmak istemiyorum, özgür hareket etmem lazım diyorsanız eğer toplu taşıma ile ulaşım çok kolay.

Gidiş tarihiniz belli ise online bilet alabilirsiniz, bu şekilde 1 euro ve sıra beklememe avantajı da elde etmiş olursunuz.

Bilet fiyatları;

-Yetişkin 18 euro (online 17 euro)

-0-3 yaş çocuk ücretsiz

-4-17 yaş arası ile 8 euro

Online bileti bu linkten alabilirsiniz.

Keukenhof Hakkında

Peki ne var bu parkta neden bu kadar meşhur diyorsanız eğer işte birkaç bilgi. Her yıl 32 hektarlık bu alana 800 bin farklı tür olmak üzere ortalama 7 milyon çiçek ekiliyor. Sadece laleden bahsetmiyorum, rengarenk türlü türlü bir çok farklı çiçekten bahsediyorum. Bu yıl 70. kez çiçeklerini görücüye çıkaran bahçenin her yıl farklı bir teması oluyor, bu seneki tema ise  ‘Flower Power’.

Bahçenin içerisinde bir çok farklı konseptte bahçeler, sanatçılar tarafından özel yapılmış heykeller, çocuklar için aktivite alanları var. İlham bahçeleri olarak tasarlanan 7 bahçede bir çok farklı konsept çalışılmış. Sevgi& Barış Bahçesi, Çiçek Tarlası Bahçesi, Mutluluk Bahçesi bunlardan birkaçı.

Bahçede 4 farklı pavilyon var, bu pavilyonlar laleler hakkında bilgi veriyor, estetik aranjmanlar içeriyor, bazılarında belirlenen tarihlede farklı organizasyonlar yapılıyor.

Resim Keukenhof resmi web sitesinden alınmıştır

 

Keukenhof Bahçesinin Tarihi

Bahçenin geçmişi 15. yy.’a dayanıyor. Bizim çiçek bahçesi aslında Teylingen kalesinin meyve sebze tarlası imiş. Keukenhof Kalesi daha sonra 1641 yılında inşaa edilmiş. Neredeyse 200 hektarlık arazinin bahçesini peyzaj mimarı Jon David Zacher ve oğlu Lovis Paul Zacher tekrar dizayn etmiş. Bu arada Lovis Paul Zacher Amsterdam’ın vazgeçilmezi Vondelpark’ı da dizayn eden kişi, ne diyelim demek ki yetenek varmış 🙂

İlk kez 1949 yılında 20 farklı tür çiçek yetiştiricisi bu araziye ekim yapmış ve bahçe 1950 yılında ilk kez ziyarete açılmış ve o yıl 236.000 kişi bahçeyi ziyaret etmiş.

Bahçenin ziyaretçilere görsel bir şölen sunmasının dışında bu bahçe aslında bir çok firmaya da katalog vazifesi görüyor. Hollanda çiçekçilik sektörü için oldukça önemli bir platform olan bu bahçe ticari anlamda da çok büyük bir öneme sahip.

 

Neler Yaşadık?

Biz bahçeye çiçek geçit töreninin olduğu gün gittik ve maalesef bu talihsiz bir karardı. O kadar kalabalıktı ki anlatamam. Özellikle bahçenin giriş kısmı tam bir kargaşaydı. İlerledikçe nispeten rahatladık fakat benden size tavsiye bu tip özel günlerde bahçeye gitmeyin. Mümkünse hafta içi, hiç olmazsa hafta sonu erken ya da kapanmaya yakın saatler daha mantıklı gözüküyor.

Parkın içerisinde karnınızı doyurabileceğiniz yerler var, çok da keyifli o sebeple endişe etmeyin 🙂 Zaten burada saatlerinizi geçireceğinizi düşünürsek, insanın ufak molalara ihtiyacı oluyor.

 

Gelelim en tartışılan konulardan birisine, bu lale bizim mi onların mı:)

Lale aslında bir orta asya çiçeğiymiş, zamanındaki göçlerle anadoluya gelmiş. Lalelerin Hollanda’ya gelmesiyle ilgili farklı görüşler var. Bir kısmı Hollandalı bir tüccarın lale soğanlarını tesadüfen Hollanda’ya getirdiğini ve dikilince ‘vay anasını, biz bunu çoğaltalım’ kafasına girdiklerini söylüyor. Bİr başka görüş anadoluya gelen lalelerin önce Avusturya’ya, oradan da Hollanda’ya ulaştığını söylüyor. Farklı bir görüş ise; 16.yy’da Hollanda Osmanlı’dan yardım istemek için bugünkü Türkiye’ye gidiyor, Osmanlı heyeti de gayet misafirperver bir yaklaşım ile gelen misafirlerine lale soğanları hediye ediyor. Hollandalılar dönüp laleleri ekiyorlar, bayılıyor ve çıldırıyorlar :):):) ‘Tulip mania’ buradan geliyor yani. Keukenhof Bahçesi’nde ‘tulip’ isminin türbandan geldiğini, lale ve osmanlı arasında bir bağ olduğunu gösteren bir alanda var.

 

Hollanda’nın simgesi laleler ve lalelerin en gösterişli evi Keukenhof bahçesi ile ilgili benden bu kadar 🙂 Tabi ki bu bahçeye gittikçe yazımı güncelleyeceğim. Sorularınız olursa seve seve cevaplarım.

 

İpek

 

Bu paylaşımlar da ilginizi çekebilir

Önceki yazılar...

Eski yazılar...