Blog post

Panamagiller

Panama’da hayat nasıl? İnsanlar nasıl? Neleri bizden farklı vs. o kadar çok soru alıyorum ki. Latin kafsı diye birşey var mı, insanlar gerçekten çok rahat mı vs. İşte ben de bu konularla ilgili hazır bugün Panamagiller beni delirtmişken patlatayım bir yazı dedim, hazır mısınız?

Bu yazımda size madde madde öyleler, böyleler diye tanımlama yapmak istemiyorum. Ben başımdan geçenleri anlatayım- hem rahatlamış olurum- siz de karar verin bu Panamagiller nasıl insanlar 🙂

Panama’da yaşamaya başlayalı tam 2 sene oldu. Alış dimi İpek, tanıyorsun artık onları, ona göre planla kendini, beklentilerini vs. Ne mi oldu da bu kadar dellendim, işte en taze örnek 🙂  Geçen gün çat diye internetimiz kesildi. Panama’da zaten internet büyük sıkıntı, hep bir çekmeme, az çekme problemi vs. Neyse öyle böyle, çağrı merkezi desteği falan modemin bozulduğunu söylediler ( zaten ben en başta modem bozuk demiştim::) Neyse arıza kaydı açtılar, 24-48 saat içerisinde çözülecek vs. dediler, bir de gelmeden önce arayacaklarını belirttiler. Bu arada Eren Panama’da değil, evde internet yoksa tv de yok, film yok, dizi yok, Efe saat 8:30’da uyuyor falan, yani olay baya sıkıcı bir hal alıyor 🙁 Neyse ben bu 2 günde Starbucks sağ olsun birkaç film indirdim idare ettim. Neyse bunlar beni dün aradılar, ben bi heyecan, çat pat ispanyolcamla eve çok yakınım hemen geliyorum vs. dedim ama meğerse yarın kaçta gelelim demek için aramışlar 🙁 Hadi buna da şükür deyip sabahın 8’ine randevulaştık. Ben 7:45’de hazır şekilde bekliyorum. 8 oldu, 9 ,9:45 derken ben çağrı merkezine bağlandım direk ‘nerede bunlar’ diye. Bana asla net bir cevap vermeyip, sürekli özür dileyip, sırada olduğumu vs. söylediler. Yani sabah 8’deki randevu neyin sırasındaysa!! Neyse ben adamları bayıltma tekniğiyle yaklaşık 50 dakika sonra net bir cevap alamasam da bir üst birime mağduriyetimi ilettirdim ve dayanılmaz bekleme sürecim devam etmeye başladı. Sanırım benden gerçekten sıkılmışlar ki özel bir ekip yönlendirmişler yaklaşık 11:30’da geldi, olayı çözdü. Demek ki diğerlerini beklesem bugün de internetsiz kalacaktık :s

Şimdi ne var bunda diyebilirsiniz. Ama bunun örnekleri o kadar çok ki. Defalarca randevu verip, insanı eve tıkıp gelmeyen, geç gelen klimacılar, tamirciler… Bu arada bırakın geç gelmeyi, bazen hiç gelmiyorlar, haber de vermiyorlar, birkaç gün sonra çat kapı geliyorlar :):):) Sen müsait misin, değil misin sonran yok. Eee bunlar bir daha gelmez deyip biz de mecburen müsait oluyoruz o tip durumlarda. Yani işler onların keyfi gelince oluyor, eğer canları boş boş beklemek istiyorsa siz de boş boş bekliyorsunuz mecburen 🙂

 

Off yazdıkça aklıma geliyor, geldikçe sinirleniyorum 🙂 Alın size bir örnek daha.

Panama’da tüm süreçler o kadar kural ve prosedürler ile ilerliyor ki, Türk insanın iş bitiriciliği ve pratikliğinin yüzde 1’i burada yok maalesef. Örnek veriyorum Panama’ya eşyalarımız ilk geldiğinde taşınırken gardrobun arka paneli yanlışlıkla depoya taşınmış, depo dediğim otoparktaki odadan bahsediyorum, yani asansörle inip çıkarılacak o kadar. Biz de olsa hopp 2 genç el atar o parça eve getirilir ve dolap miss gibi yapılır. Biz o parça için 1 gün taşıma ekibinin gelmesini, 2 gün de montaj ekibinin gelmesini bekledik. Aslında aynı gün geleceklerdi düşünün :):):) Taşınma sonrasında boşa çıkan 225 boş koliyi apartmanın çöp bölümü kabul etmedi, 3 gün evde kolilerle oturduk 3. günde bir ekip geldi kutuları aldı bana da koca bir sözleşme imzalattı, gitti 🙂 Biz de olsa ez, ver kartoncu gençlere, onlar mutlu sen mutlu.

Eheheh işte en şahanelerinden bir örnek daha. İlk geldiğimiz hafta Efe için vesikalık fotoğraf çektirmemiz gerekti. Bilinen marketlerden birisinin içerisinde bunun için bir bölüm ayırmışlar, öyle bizdeki gibi fotoğrafçı vs. yok, beyaz bir dolabın önüne geçiriyor abla seni, sonra hepimizin evlerinde olan dandik minik makinalarla vesikalık çekiyor 🙂 hahhaha. Neyse abla çekti fotoğrafı, çıkmasını beklerken bir çocuk geldi, kağıt verdi ve fotokopi çektirmek istedi. Elindeki kağıttan 250 tane çoğaltılmasını istedi. Bu arada biz fotoğrafı görüyoruz, makinadan çıktı sepete düştü. Kızın tek yapması gereken şey sepetten fotoğrafı almak, kesmek ve bize vermek. Parasını vs. ayrı yere ödüyoruz zaten öyle bir sıkıntısı da yok. Yapmadı… Fotokopi makinasının önünde 250 sayfanın geçişini izledi, bizimle birlikte sırada bekleyen 3-4 kişi de izledi, kimsenin sesi çıkmadı. Biz kendimizi tokatladık :):):):)

Aslında o gün yaşadıklarım bana şahane ipucuymuş ama konduramadım. Mesela şimdi ben kasada beklerlen muhabbet eden görevliler, beklediğimi gördüğü halde benimle canı istediğinde ilgilenen eczacılar, para üstü vermek için keyfinin gelmesini bekleyen adamlar beni hiç şaşırtmıyor 🙂

Bugün çok yakın bir arkadaşımın söylediği cümleye gülmüştüm ama yazımın özeti sanırım o cümle. Yarın 8’de buluşuruz dediğimde Panama saatiyle mi yoksa bizim saatle mi dedi :):):) Haklıydı… Malum Panama saatiyle 8 saat 12’ye tekabül ediyor :):):)

 

Panama’dan sevgiler,

 

İpek

 

Comments (1)

  • Nilüfer mert

    27 Eylül 2018 at 10:41 am

    Merhaba İpek, şaka gibi anlattıkların ama biz gerçekten pratik düşünmeye odaklanmışız hele tez canlı insanlar için çekilecek gibi değil. İstanbul’a kış geldi yazlıktan direk koşa geçiş yaptık. Güneşli günlerin keyfini çıkartın. Görüşmek üzere.

Comments are closed.

Önceki yazılar...

Eski yazılar...